|
![]() ANADOLU HALK BİLİMLERİ KÜLTÜR AKADEMİSİ
HABERLER sonraki sayfa tıkla
|
2009 yılı Özgür İnsan ödülü Prof. Türkan Saylana
Anadolu Halk Bilimleri ve Kültür Derneğinin düzenlediği 2009 yılında ki Özgür İnsan ödülü 9 kişilik seçkin seçici kurul tarafından Türkan Saylana verilmiştir.
Ödül töreni 4 haziran 2009 tarihinde dernek merkezinin bulunduğu Osmaniyede yapılacaktır. Ödül törenine Çağdaş yaşamı destekleme derneğinin merkez yönetiminden de yöneticiler katılacaktır.
Türkan Saylan sevenlerininde sevmeyenlerininde çok iyi tanıdığı bir güzel insandır.
1935’de Kandilli’de doğdu. 1963 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Saylan’nın biri doktor, diğeri grafiker iki oğlu ve iki torunu var. Saylan 1972’de doçent, 1977’de profesör oldu. Cüzzam hastalığını Türkiye’de bitiren kişi olarak bilinen Saylan, bu başarısının ardından Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’yle hedefini Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da okuyamayan kızlara yöneltti. Saylan, “Baba Beni Okula Gönder” kampanyasıyla binlerce Doğulu kızın okula gitmesini sağladı
36 bin kız çocuğunun okula gitmesini sağlayan, Cüzam hastalığını neredeyse bitmesini sağlayan , bir çok toplum kuruluşunun yönetiminde bulunan, bir çok ödüller alan , profösör olmasına karşın şekilciliği ve kariyeri sevmeyen , yurtseverlikte sınır tanımayan ve özellikle bu konuda çok sabırlı ve kararlı olan Türkan Saylan bu özelliklerinden dolayı Anadolu Halk Bilimleri ve Kültür Derneği 2009 yılı Özgür İnsan Ödülüne layık görülmüştür. Sanırız bu ödül Türkan Saylana yaşarken verilen en son ödüldür.
Türkan Saylanın Özgür İnsan ödülü Gılgamış heykelidir. Gılgamış; insanların özgür ve ölümsüz olmasını isteyen bu amaçla bu duruma engel olduğunu sandığı egemenlere savaşlar açan kısmen başaran ama teslim olmayan en az beş bin yıllık bir kahramandır. Türkan Saylana ne kadar da benziyor değilmi .
Türkan Saylan ın Özgür İnsan ödülü 3- 5 haziran genel kültür etkinlikleri kapsamında 4 haziran 2009 tarihinde saat 14 de Çamlık sosyal tesislerin (Osmaniye ) de yapılacaktır
Prof. Dr. Halet Çambel'e, Özgür İnsan Ödülü Verildi
Anadolu Halk Bilimleri ve Kültür Derneği tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen
Kültür ve Sanat Günleri çerçevesinde, TÜBA Şeref Üyesi Prof. Dr. Halet Çambel’e
“Özgür İnsan Ödülü” verildi.
7 Haziran 2008’de, Osmaniye'de düzenlenen ödül töreninde, Özgür İnsan
Ödülü’nün özgür ve bilimsel düşünceye dayalı yapıtlar oluşturan, araştırmalar
yapan bilim ve sanat insanlarına verildiği açıklandı. Prof. Çambel’e ödülü,
Osmaniye Valisi Zübeyir Kemelek tarafından takdim edildi.
www.tuba.gov.tr TÜRKİYE BİLİM AKEDEMİSİ
AProf. Dr. Oktay Sinanoğlu
'Özgür Insan' ödülünü aldı
Anadolu Halk Bilimleri ve Kültür Derneği’nin "Özgür İnsan Ödülü"
verdiği ABD’de yaşayan Türk bilim adamı Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, misyonerlerin
çalışmaları ve yabancı dilde eğitimin yozlaşmasının Türkiye’yi köleleştirdiğini
söyledi.
Prof. Dr. Sinanoğlu, "Tarihte milletler eğitimleri yozlaştırılarak
önce köleleştirilmiş sonra da yok edilmiştir. Türkiye de bu tehlike ile karşı
karşıyadır. Türkiye’nin çok az ömrü kaldı" dedi. Sinanoğlu, onuru ve
haysiyeti olan insanların özgür olduğunu belirterek, "En büyük köleleşme,
zihinlerin ve gönüllerin köleleşmesidir. Türkiye’de adım adım, 70 yıldır yapılan
budur. Milli Eğitim, ABD’li danışmanlara teslim edilmiştir. Bu yüzden
kültürümüze ve dilimize sahip çıkmalıyız. Herkes bunun için yabancı dilde
eğitime karşı çıkmalıdır" diye konuştu.
Hürriyet
Yaşar Kemal’e ‘Özgür İnsan’
ödülü
Yazar Yaşar Kemal’e
Osmaniye Anadolu Halk Bilimler ve Kültür Derneği tarafından “Özgür İnsan” ödülü
verildi. Kemal, “Toplumu ileriye götürücü davranışlarının yanısıra “zengin
Türkçesi”yle dile yaptığı katkılar” nedeniyle ödüle layık görüldü.
Anadolu Halk Bilimleri ve Kültür Derneği 2004’te Osmaniye’nin Çardak köyünde
kuruldu. Dernek, geleneksel ve çağdaş kültürleri karşılaştırmayı ve halk
kültürünü geliştirmeyi hedefliyor.
Bu hedef doğrultusunda kültür sanat günleri düzenleyen ve şiir-müzik-kültür
kurultayı toplayan dernek, 2005’ten bu yana “Özgür İnsan” ödülü veriyor. Ödül,
denetleme ve engellemelere karşın, toplumu ileriye götürücü davranışlarda
bulunan aydınlara veriliyor.
Yazar Ataol Behramoğlu, Prof. Dr. Afşar Timuçin, Prof. Dr. Yalçın Yüreğir’in de
aralarında bulunduğu seçici kurul, 2007 “Özgür insan” ödülüne Yaşar Kemal’i
layık gördü. Kurulun ödül gerekçesinde, Yaşar Kemal’in “zengin Türkçesi”yle
bağımsızlığın önemli ölçütlerinden dile yaptığı katkılara da dikkat çekildi.
Yaşar Kemal ödülünü 2005 yılında ödüle değer görülen seçici kurul üyesi
sümerolog Dr. Muazzez İlmiye Çığ’ın elinden aldı.
Yaşar Kemal, teşekkür konuşmasında halk kültürünün yaşatılmasının önemine
değindi.
Muazzez İlmiye Çığ Özgür İnsan Ödülü Verildi
2005 yılında Osmaniye'nin Çardakköyü'ndeki Anadolu
Kültür Araştırmaları Derneği tarafından "Özgür İnsan Ödülü" ile ödüllendirildi.
ibrahim çenetle söyleşi :
`Anadolu Halk Bilimleri ve Kültür Derneği` adına birkaç gün önce yazar Yaşar Kemal`e `Özgür İnsan` Ödülü`nü takdim ettikten sonra İstanbul`daki eşini-dostunu ziyaret ediyor. On beşinde, içtenlikli gözleriyle kızı Kübele hep babasının yanında. Birlikte halk kültürüne sevdalarını dile getiriyor ve Çukurova, Osmaniye Çardak köyündeki çalışmalarını güzel insanlarla paylaşmak istiyorlar.
Öncelikle sizi okurlarımıza hatırlatmak açısından, kendinizi tanıtmanızı isteyeceğim.
Çukurova, Osmaniyeliyim. 1949 yılında Çardak köyünde doğdum.
İstanbul Üniversitesi`nde hukuk okudum. Daha sonraki zamanda Fransa`da edebiyat okudum. Şimdi kültür işleriyle uğraşıyorum. Kültür tarihi üzerine araştırmalar yapıyor, yazıyorum.
Mücadelemi elimden geldiğince sürdürmeye çalışıyorum. 78`liler Federasyonu`na bağlı dernek çalışmasının içindeyim.
Yılın bir bölümünü İsveç`te geçirdiğinizi, diğer bölümünde Osmaniye Çardak köyünde kültürel faaliyetlerde bulunduğunuzu biliyoruz. Bize bunlardan söz eder misiniz?
Çeşitli yatmışlıklarım vardı; beş yıl da bir kitap yazmaktan ceza vermişlerdi. Yatmadım, `90`da yurt dışına çıktım. `91`deki yasayla `fikir suçları` da ortadan kalktı, pasaport da vermeyince bizi bir nevi doğal sürgün yaptılar. Ancak `98`de gelebildik. O günden bugüne, dörtte üç-beşte dört gibi burada kalıyorum. Eşim ve üç kızım Devin Irmak, Güneş Aşkın, Kübele Işkın da böyle yaşıyor. Aynı zamanda İsveç vatandaşıyım.
Anadolu Halk Bilimleri ve Kültür Derneği çalışması şöyle doğdu: Ben zaten halkbilim çalışması yapıyor; kır, bayır, dağlarda halk kültürü derliyordum. Başka çalışma yapan arkadaşlar da vardı, çalışmalarımızı sempozyumlar ve başka etkinlikler şeklinde bütünleştirmeye karar verdik. Ekibimizde Çukurova Üniversitesi Konservatuvarı Dekanı Prof. Yalçın Yüreğir, aynı üniversiteden Heykeltıraş Ahmet Kamacı, Ressam Niyazi Argavan ile Mersin Üniversitesi`nden Doç. Dr. Çetin Veysal vardı. Derken 2004 yılında bunu bir dernek şeklinde oluşturalım dedik ve yaptık. Derneği elli kişiyle kurduk. Yukarıda saydıklarım dışında derneğin içinde, yönetiminde ve etrafında nice güzel insan var şu anda. Afşar Timuçin, Ataol Behramoğlu, Abdulkadir Paksoy, Emel Kürtüloğlu, Nedim Fuat Soylu, Kaya Güvenç, Çetin Yiğenoğlu... Ayrıca köylülerden insanlar var. Biz bir yanıyla akademik bir derneğiz, bir yanıyla kitlesel halk derneğiyiz.
Ne gibi faaliyetler yürütüyorsunuz?
İlkini 2004 yılında yaptığımız ve her yıl tekrarladığımız, üç gün süren bir ana etkinliğimiz var. 2004 yılındakine `2. Şiir-Müzik-Kültür Kurultayı` adını vermiştik.
Neden ikinci?
Burası çok önemli. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu zaman ekonomi ve yaşamın düzenlenmesi çok önemliydi. Peş peşe iktisat, kılık-kıyafet ve şapka, alfabe belirlemeleri kongre ve kurultayları, devrimleri yapılıyor.
1934 yılında da Meclis`te, `Halk diyoruz; halk kültürü, müziği, gelenekleri nasıldır bilmiyoruz` denerek halk kültürü üzerine bir araştırma yapılması kararı alınıyor. Bunun üzerine Türkiye`ye Bela Bartok`u getiriyorlar. Türkiye`yi on beş bölgeye ayırarak araştırmaya girişiyorlar ve `Halk kültürünü en yatkın, en orijinal, bozulmamış haliyle taşıyan yer neresidir` diye araştırıyorlar ve `Osmaniye bölgesi, Doğu Çukurova`dır` diye karar veriyorlar. Ve 1936 yılının Kasım ayında Bela Bartok, Adnan Saygun, Feridun Cemal Erkin, Necip Fazıl Akses, o zamanlar Kültür Bakanlığı gibi çalışma yapan halkevlerinin yöneticileri, Milli Eğitim`in kültür sorumluları olmak üzere hepsi Osmaniye`nin Çardak köyünde bir hafta süren bir kurultay gerçekleştiriyorlar. Fakat bu unutulmuş bir tarihtir. `90`lardan sonra ortaya çıktı; bütün belgeleri elimizde, üniversitelerde okutulmaya başlandı. İşte bunu biz birinci kurultay kabul ettiğimizden, 2004`te yaptığımıza ikinci dedik. Ve bunu bir gelenek haline getirerek halk kültürünü derlemeye gayret gösteriyoruz.
Etkinlikleriniz içinde neler var?
İki tür etkinlik yapıyoruz: Bir tanesi tamamen otantik, folklorik ve yerel faaliyetler. İkincisi de evrensel, genel ve modern faaliyetler. Birincisinin içinde doğaçlama şiir, ağıt ve ninnileri, seyirlik köy kır tiyatro oyunlarını, halkoyunlarını, halk el sanatlarını, çocuk, genç ve yetişkin oyunlarını uygulamalı olarak gösteriyoruz. Diğerinde, bilim adamları çeşitli konularda konferanslar veriyorlar. Ayrıca bu köyde ve Osmaniye`de yağlıboya resim ve heykel sergileri açıyoruz.
Bunların yanında yurt dışında üniversitelerle de ilişkiler kurmaya başladık. Geçen sene Macaristan Bilimler Akademisi`nden Türk Halk Müziği Bölüm Başkanı Dr. Yanoş Sipoş`la, Macaristan Pizmanya Üniversitesi`nden Eva Çati ile birlikte Çukurova müziğini dünya halk müziği haritası içerisindeki yerine oturtma üzerine yirmi gün süren bir çalışma yaptık.
Dağla ovanın birleştiği noktada, Çardak köyünde şu anda elli dönüm arazimiz var; kültür merkezi için ayırmış bulunuyoruz. İçinde birkaç bina ve salon var, yenilerini de eklemeyi düşünüyoruz.
Etkinliğimizin çoğunu Çardak köyünde yapıyoruz. Bir kısmını Osmaniye`de ve biraz da Adana, Mersin gibi başka yerlerde.
Üç yıldır Karikatürcüler Derneği ile işbirliği içinde karikatür yarışması düzenliyoruz.
Bu yıl Yaşar Kemal`e `Özgür İnsan` Ödülü verdiniz.
Önemli bir diğer etkinliğimiz de sözünü ettiğiniz `Özgür İnsan` Ödülü olayıdır. Türkiye`de belli bir yer edinmiş sekiz-on insandan bir liste sunuyoruz, jüri bunlardan birisine bu ödülü veriyor.
Bunun için aradığımız bazı özellikler var. Öncelikle kişinin duruşunda zikzak çizmiş olmaması, kendisini dışındaki kişi ve toplum belirlemelerinden nispeten uzak tutması ve istikrarlı bir şekilde halkın mutluluğu için uğraşan biri olması... Toplum insanı olur, sanat insanı olur, politik insan olur, bilim insanı olur. Jüri bu ödülün ilkini 2005 yılında, 93 yaşındaki Sümerolog Dr. Muazzez İlmiye Çığ`a verdi. İkincisi, dünyanın en genç profesörü unvanlı Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu`na verildi. Bu yıl ise bildiğiniz gibi birkaç gün önce, `Çukurova Bayramlığını Giyerken` sergisinin olduğu yerde Yaşar Kemal`e verdik bu ödülü.
Ödül olarak üzgünüz ki demeyeceğim, üzgün değiliz. Mutluyuz ki dünyaca ünlü birçok ödüllerde olduğu gibi çuvallarla para veremiyoruz. Biz `Özgür İnsan` Gılgamış heykelciği veriyoruz. Gılgamış`ın ölümsüzlüğü ve özgürlüğü arayan mitolojik ve tarihi kimliğini, bilmem anlatmaya gerek var mı? Biz de özgürlüğü ve ölümsüzlüğü arayan güzel insanlara bu ödülü veriyoruz.
Ekleyeceğiniz bir şey var mı?
Bu çalışma, iki yıldır Türkiye`de daha çok yayıldı ve benimsendi. Basın da daha çok ilgileniyor. Biz bu faaliyetleri geliştirerek sürdürmek istiyoruz. Akademik bir çalışma birimine doğru evriliyoruz. Süreç içinde Anadolu Halk Bilimleri ve Kültür Akademisi`ne, Özgür Halk Üniversitesi`ne dönüşebiliriz. En gelişkin bilim insanlarıyla en yerel halktan kültür insanlarını buluşturan bu sentez, bize büyük umut veriyor. (İstanbul/EVRENSEL)
(İletişim için tel: (328) 835 64 06 / cenetibrahim@hotmail.com) DEVAMI
sonraki sayfa tıkla
![]()
Anadolu Halk
Bilimleri Kültür Akademisi Sanat, Kültür, Ekoloji ve Bilimsel Araştırma
Akademisi
ismail_has@hotmail.com
|